Eğirdir Kaymakamı Dr. Serhat DOĞAN İlk Programında Seslendi
Eğirdir Kaymakamı Dr. Serhat DOĞAN İlk Programında Seslendi

Eğirdir’deki görevine başlar başlamaz ilk programına katılan Eğirdir Kaymakamı Dr. Serhat DOĞAN 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Yürüyüşü sonrası Eğirdir Kale Meydanında gerçekleşen programda konuştu. Eğirdir Kaymakamı Dr. Serhat DOĞAN’ın konuşması ; ‘Hepinizi saygı, hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.
Bugün burada; milletimizin iradesine, devletimizin anayasal düzenine, Cumhuriyetimizin kurucu esaslarına ve vatanımızın bölünmez bütünlüğüne yönelik gerçekleştirilen 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesinin onuncu yıl dönümünde bir araya gelmiş bulunuyoruz.
15 Temmuz 2016 gecesi, Türk siyasi tarihinin en ağır imtihanlarından biri yaşanmıştır. O gece; devletimizin milletimizin egemenlik hakkına, hukuk düzenine, ülkemizin huzuruna ve ortak geleceğine yönelik çok boyutlu bir ihanet teşebbüsüyle karşı karşıya kalınmıştır.
Bu nedenle 15 Temmuz’u, yalnızca geçmişte kalmış bir hadise olarak görmek mümkün değildir. 15 Temmuz; devletin ne olduğuna, millet iradesinin hangi anlamı taşıdığına, hürriyetin nasıl korunacağına ve vatanın hangi bedellerle muhafaza edildiğine dair tarihî bir muhasebedir.
Aziz milletim, tarihin kritik dönemlerinde sergilediği vakar ve dirayeti 15 Temmuz gecesinde de göstermiştir. O gece vatandaşlarımız yalnızca meydanlara, caddelere ve köprülere yürümemiştir. Milletimiz, kendi geleceği üzerinde söz sahibi olma hakkına; hür yaşama iradesine; devletine, bayrağına ve ortak mukadderatına sahip çıkmıştır.
O gece sokaklara çıkan insanların hiçbirinin elinde makam, mevki veya şahsî menfaat hesabı yoktu. Onların elinde bayrak; gönüllerinde vatan sevgisi, zihinlerinde ise devletin ve milletin sahipsiz bırakılamayacağına dair sarsılmaz bir inanç vardı. Bu bakımdan 15 Temmuz, milletimizin Çanakkale’de, Millî Mücadele’de ve tarihin her kritik döneminde ortaya koyduğu istiklal iradesinin günümüzdeki güçlü tezahürlerinden biri olarak, siyasi ve toplumsal hafızamızda müstesna bir yere sahiptir. Çünkü 15 Temmuz, milletimizin demokrasiye olan bağlılığını sadece sözle değil, bedel ödeyerek ortaya koyduğu bir tarihî dönüm noktasıdır.
Sevgili Eğirdirliler,
Devlet; sadece kurumların, binaların, unvanların veya idarî yapının toplamı değildir. Devlet; tarih boyunca oluşmuş müşterek hafızadır. Devlet; adaleti ayakta tutma iradesidir. Devlet; vatandaşın dara düştüğünde yöneldiği güven kapısı, hakkı ihlal edildiğinde başvurduğu hukuk zemini, geleceğinden endişe ettiğinde sığındığı güvenli limandır.
Devletin itibarı, yalnızca sahip olduğu maddî imkânlarla ölçülmez. Devletin gerçek itibarı; adalet dağıtabilme kudretinde, hukuk karşısındaki vakarında, vatandaşına karşı taşıdığı sorumluluk bilincinde ve zor zamanlarda milletine güven verebilmesinde tezahür eder.
Vatandaşın devlete duyduğu güven ise yalnızca resmî söylemlerle değil; kapısını çaldığında veya hakkını aradığında karşılaştığı adaletle, derdini anlattığında hissettiği samimiyetle güçlenir.
İşte 15 Temmuz gecesi, devlet ile millet arasındaki bu kadim bağın ne kadar derin ve güçlü olduğunu bütün dünyaya göstermiştir.
Bu sebeple 15 Temmuz’da ortaya çıkan direniş; yalnızca bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda yüksek bir devlet ve millet bilincinin tezahürüdür.
Devletin meşruiyeti, milletten doğar. Kamu kudreti, ancak hukukla sınırlandığında ve millet adına kullanıldığında anlam kazanır. Hiçbir kişi, yapı, örgüt veya vesayet odağı; milletin ortak iradesinin, anayasal düzenin ve meşru devlet kurumlarının üzerinde görülemez.
15 Temmuz gecesi, milletimizin iradesi bu hakikati bütün açıklığıyla ortaya koymuştur.
15 Temmuz’un bizlere yüklediği sorumluluk; o gece yaşananları yalnızca hatırlamak değil, taşıdığı anlamı doğru kavramak ve gelecek kuşaklara doğru aktarmaktır.
Bu anlam; devlet kurumlarının sadakatinin kişilere, yapılara veya geçici hesaplara değil; yalnızca millete, devlete, hukuka ve anayasal nizama olması gerektiğidir. Bu doğrultuda Diyanet İşleri Başkanlığımız başta olma olmak üzere tüm kamu kurumlarımıza olan inancımız tam olmalıdır.
Devlet adına görev yapan herkes için asıl olan; adaletten ayrılmamak, kamu yararını gözetmek, vatandaşın hakkını korumak ve devletin vakarına gölge düşürmemektir.
O gece 251 vatandaşımız şehitlik mertebesine ulaşmış; binlerce vatandaşımız yaralanmış, pek çok insanımız gazilik onuruyla şereflenmiştir. Şehitlerimiz ve Gazilerimiz cesaretleri, fedakârlıkları ve sarsılmaz imanlarıyla milletimizin hafızasında silinmeyecek bir yer edinmişlerdir.
Kıymetli şehit yakınlarımız ve kahraman gazilerimiz,
Sizlerin taşıdığı onur, yalnızca ailelerinize ait değildir. Bu onur; Türkiye Cumhuriyeti’nin ve aziz milletimizin ortak onurudur.
Şehitlerimizin hatırası, yalnızca anma programlarında değil; bu devletin vicdanında, bu milletin hafızasında ve bu vatanın her karış toprağında yaşamaya devam edecektir.
Gazilerimiz ise bağımsızlığın, hürriyetin ve millî iradenin yalnızca sözle değil, gerektiğinde en ağır bedeller göze alınarak korunduğunu bizlere daima hatırlatacaktır.
Bir milletin en büyük gücü; yalnızca sahip olduğu ekonomik imkânlar, teknolojik kapasite veya askerî kudret değildir. Milletlerin asıl gücü; ortak tarih bilincinde, müşterek değerlerinde, birbirine duyduğu güven duygusunda ve zor zamanlarda aynı istikamet üzerinde buluşabilme iradesinde saklıdır.
Aynı göğün altında, aynı bayrağın gölgesinde, aynı vatanın kaderini paylaşan hepimiz için ortak hedef; huzurlu, güvenli, güçlü ve müreffeh bir Türkiye’dir.
Milletimiz devletine, hukukuna ve demokrasisine sahip çıktıkça, hiçbir ihanet odağı ve hiçbir karanlık hesap bu ülkenin istikametini tayin edemeyecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle; 15 Temmuz gecesi vatanı, bayrağı, ezanı, demokrasisi ve millî iradesi uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Kahraman gazilerimize sağlık, huzur ve afiyet diliyorum.
Yüce Allah’tan; devletimize zeval vermemesini, milletimizin birliğini, dirliğini ve kardeşliğini daim eylemesini niyaz ediyorum.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günümüz kutlu olsun. Hepinizi saygı ve muhabbetle selamlıyorum.’ Dedi.



