Yazı Detayı
15 Şubat 2018 - Perşembe 13:30
 
DİLHAN
Sude DERCAN
sude_13_dercan@hotmail.com
 
 

Sanırım asıl söylenmesi gerekenler hep akılda kalıyor. Yazılması gerekenlerin kalpte sıkışmasına benzer... Ne kadar kitap okursanız okuyun, kelime dağarcığınız ufukları aşsa dahi, kimi zaman söyleyecek tek söz bulamıyorsunuz. Bu bazen uğraşmak istemeyişinizden kaynaklanıyor. Bazense, susmak, sizi haklı çıkarmasa da sükunetin huzuruna kavuşma arzusuyla başa çıkamıyorsunuz. Sonuçta, ağzınıza mühür vurmak, söz sırası size geldiğinde yapabileceğinize inandığınız en iyi şey oluyor. Esasen içinizden konuşuyorsunuz da, kelimeleriniz havayla buluşmaya pek bir isteksizler. Harfler, üzerinden çekingenliğini attığındaysa aceleyle kurduğunuz cümleler bir karabasan misali üzerinize çöküyor. Doğruluğundan emin olamadığınız cümleler, telaffuzunuzdaki toz tanesi kadar kusurlar büyüyor, büyüyor ve gölgesinden korktuğunuz bir canavara dönüşüp sizi yutuyorlar. Siz konuşunca, bu kadar zaman içinizde birikenler dışarı çıkıyor da, konuşmanın pişmanlığıyla ağzınıza hayali bir fermuar çekip, sükunet yemininizi tazeliyorsunuz.

 
Etiketler: DİLHAN,
Yorumlar
Haber Yazılımı