Yazı Detayı
23 Mayıs 2020 - Cumartesi 13:05
 
12 YIL SONRA İKİZ ÇOCUKLARIM NİHAYET DOĞDU!
Dursun YEŞİL
egirdirses@hotmail.com
 
 

İlkokul son sınıfta öğretmenim Ahmet Sabah’ın teşviki ile iki mısra yazarak başladığım şiir ve yazı yazma serüveninde 2006 yılında ilk kitabım Rüzgârları Yarmak ile meydana çıkmıştım. 2007 yılında Hasretim sana ve 2008 yılında Gönlümden Gönlüne şiir kitaplarımla devam ettim.

Acemi bir köylü çocuğu olmam ve kitabı alanların çoğunluğunun duyarsız olması sebebiyle cebimden harcadığım masrafları zor topladım. Aldığı kitaba beş tl vermeyen zat beni “Şirke düşmekle” suçladı, “İspat et” dedim, edemedi ve bugüne kadar hâlâ istediğim halde beş tl yi vermedi. Tabi ona da iki şiiri çok görmedim.

2009, 2011 ve 2019 yıllarında bazı makam sahibi Eğirdir’in yetiştirdiği yetkililerden yardımcı olmalarını istedim ama sonuç nafile idi. Nihayet 2020 yılında katıldığım kitap fuarında yeni ürünler çıkarmam gerektiğini düşünüp kolları sıvadım.

Bu düşüncemi Eğirdir de iki dostuma Eğirdir Bld. Başkanı Sy Veli GÖK Bey ve Emk. Alb. Ahmet ÖZGÜNEŞLİ Bey’e açıkladım ve içlerinden geldiği gibi birer kitaplarımla ilgili ön yazı yazıvermelerini istedim. Sağ olsunlar onlarda kırmadılar, görüşlerini, derin duygularını yazarak verdiler, kendilerine çok teşekkür ederim. Yine tamamen cebimden karşıladığım 4. şiir kitabım Ağlayan Yüreğimdi ve Sıkıysa Oku düz yazı kitaplarımın masraflarını artık bedava vermeyeceğim için inşallah kolay telafi ederim diye düşünüyorum.

Sevgili siz kitapsever dostlarımın duyarlı olacağına inanıyorum. Okuyacağınız hikâyenin biri mutlaka sizi anlatmaktadır. Bazı yazıyı okuduğunuzda güleceksiniz, bazı yazıda da dudaklarınızı ısıracaksınız! Yalan kesinlikle yok!

Daha önceki kitaplarımda yardımcı olan, hatta ön söz bile yazan biri yirmi sekiz yıl hakkımda köylü çocuğunun reklâmı olur diye tek kelime söylemez ve yazmaz iken, sonradan önünde secde ettiği birine dediği hakaretleri basından Eğirdirli siz kitapseverlere duyurduğum için sadece beni yalancılıkla suçlayamadı ama her naneyi kokladı, hapşırmaya başladı. Bende “Ona cevap vermek değer vermek olur” diye bir kaç şiirle değerlendirdim. Ben hiç bir zaman hiç kimseye zağarlık yapmadım ki kustuğumu yesem! Ya kusmam ya da yemem, başka yol yok! Kurtların boynu kalındır, kendi işini kendileri görür, kusmazlarda, tekrar yemezlerde!

Kişinin bir damla kanını doktorlar tahlil etseler onda ki bütün hastalıkları tespit edebilirler. Bir ülkede aynı bir kişi gibidir. Birinin yaşadığı olayları doğru anlatması 90 o ülkedeki sıkıntıları anlatmış olur! Biz yazar ve şair geçinenler genelde dili susmayan yerli yersiz öten bülbüller gibiyizdir. Sonuç da ya dilimiz ya da başımız kesilir! Eğer doğruyu söylemekle kesilecekse başım ya da dilim kesilmeye hazırdır. Bir Dursun Önkuzu inancı sebebi ile şehit oldu bir de Dursun Sonkuzu gitse ne olur? Gurur duyarım!

Nasıl olsa en büyük insan peygamberimizin yaşadığı yaş kadar iyi kötü bende yaşadım sayılır. Bundan sonra yaşasam ne olur, yaşamasam ne olur? Ben aklım erdi ereli Türk milliyetçisi, vatansever ve Müslüman’dım, öğle yaşamaya çalıştım, yinede öğleyim. Devamlı ölüme hazır yaşadım. Davadan hiç bir zaman vazgeçmedim, taviz vermedim. Vazgeçmeye de niyetim yok! Her zaman her yerde nasıl olsa son kararı Allah verecek, bana da o yeter! Yaratırken bana sormadığına göre yine kontrolünde tutacağından eminim!

Herkes gözünü budaktan sakınmayacak bazılarına göre dangalak, deli, bazılarına göre çok dürüst, namuslu Dursun Yeşil değil. Ben hiç bir zaman nokta kadar menfaate virgül gibi eğilmedim ki? Ne kadar cins olduğumu ilk, orta, lise arkadaşlarım ve beni böyle yetiştiren değerli öğretmenlerim çok iyi bilirler! Ben iyi kötü derdimi birine anlatamasam diğer birine anlatırım. Tabi hiç birinden sonuç alamasam da!

Eşek sopayı yedikçe atı yolda geride kor geçermiş. Benim gibi eşek de aynen öğle oldu. Bizim haklı olduğumuz ancak öldükten sonra meydana çıkar. Şair Nazım Hikmet yaşarken vatan haini diye yurdundan sürgün ediliyor, öldükten sonra kıymete biniyor ve mezarı bile getirilmek isteniyor!

Düne kadar horlanan, dışlanan köylü diye aşağılananların, kapıdan kapıya yollananların, bugün git yarın yine gel, denenlerin ızdırabını siz düşünün. Dile getirilemeyen nice usulsüz işler vardır. Ben kendim için değil masum olan herkes için dil olmak, Ankara’daki büyüklerimiz memleketin her yanının güllük gülistanlık olmadığını bilmelerini istedim.

“O köylü çocuğu, Bld. Bşk. Olmaz” diye bazılarının aşağılama kastı ile söylediği Sy Veli Gök bunu başardığına, zincirleri kırdığına göre bende inşallah Ağlayan Yüreğinizin sesi olmayı başarırım, sayenizde! Bundan maddi kazancım olmadığını bende biliyorum.

“Sıkıysa Oku” kitabımda adı geçen iki zanlının ağabeylerine 2 yıl önce, kendilerine de 1 ay öce kendileri ile ilgili iddialarımı gönderdim. Ben haklı olduğum, onlar suçlu olduklarından ve sıkmadığı için halen benimle yüzleşme cesaretini bulamadılar. Buda anlatılan olayların yüzde yüz doğru olduğunun ispatıdır.

Beni köylü çocuğu diye horlamayın, dışlamayın, alın okuyun, okutun, yorum yapın ki daha güzel eserlerle sizlerle olalım! İlginize tşk ederim. Saygılarımla!

Dursun Yeşil 22.5.2020

 
Etiketler: 12, YIL, SONRA, İKİZ, ÇOCUKLARIM, NİHAYET, DOĞDU!,
Yorumlar
Haber Yazılımı